Bir yanım,
ötekinden nefret eden diğer yanıma
el sıkışıp anlaşalım
yinede sensiz yaşayamam dedi bugün
25 Ocak 2009 Pazar
21 Ocak 2009 Çarşamba
Herşey yolunda, fazlasıyla yolunda.
Beni mutsuz edecek hiçbir sebep yok. Ancak bu gece nedensiz yere ellerim titriyor, vücuduma yabancılaşıyorum, gece ansızın büyük bir sarsıntıyla uyanıyorum, etrafıma bakıp ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. Uyanışım bir kabusa dönüşüyor, ses duymak istiyorum, bağırsam sesim çıkmazmış gibi hissediyorum. Yeryüzünde bir ben varmışım sanıyorum. Sabah olsun diye dua ediyorum. Ve ben böyle geceleri çok sık yaşıyorum...Yanlız uyuyor olmak değil tek sorun, şimdi yazarken bile fikirler sürekli uçuyor, hiçbirşeyi toparlayamıyorum. Aklım karmakarışık. Böyle zamanlarda tek istediğim kusmak olur. Birşeyleri uzaklaştırmaya ihtiyacım var, en kolay biyolojik yolu seçiyorum, kusmalıyım. Gözyaşlarım klavyenin harflerinin arasından süzülüyor, yetmiyor, ağlamalar yetmiyor, hıçkırmalıyım. Dünya zahir, herkes zahirinde yaşıyor.....Bana hayat yabancı, yaşamak ağır. En yakınımı arasam alacağım cevaplar bildik. Anlaşılmadığımı düşünmüyorum, böyle bir derdim de yok. Anlamaya çalışmasına gerek de yok, çünkü sebepsizim, hiçbir sebebim yok. Doğuştanım, kimyam bozuk..Aklıma bir şarkı geliyor, tabiki sezen...
"Ben bu dünyaya bir türlü alışamadım.
Bu yüzden insan içine karışamadım.
Bana mı sordunuz adımı koyarken.
Bir küstüm bir daha barışamadım
Uyumlu faniler bana uyumsuz derler
Delirttiniz beni ey ehven-i şerler
Uzlaşırsam namerdim ateşe verseler
Garanti muhabbetlere yılışamadım "
Bu şarkı gelir arada bir. Ama ruh halime uyan bu değil, yanlış geldi bu kez. İsyanım yok çünkü, o isyanlı hallere hasretim ben. Tek şey var o da boşluk, iç organları boşaltılıp duvara asılmış av hayvanları gibi anlamsız bir gözle görüyorum. Keşke isyan etsem, isyan, içinde bulunduğun dünyaya ait olma tepkisidir. İsyan bir yanıyla hayatın bir parçası olmaktır.
Dudaklarımdan dökülen dua "Beni yeryüzüne indir, beni zincirin bir halkası yap yeniden, beni kalabalığa karıştır, sebepsizliğimi unuttur, gaye ver.
Beni mutsuz edecek hiçbir sebep yok. Ancak bu gece nedensiz yere ellerim titriyor, vücuduma yabancılaşıyorum, gece ansızın büyük bir sarsıntıyla uyanıyorum, etrafıma bakıp ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. Uyanışım bir kabusa dönüşüyor, ses duymak istiyorum, bağırsam sesim çıkmazmış gibi hissediyorum. Yeryüzünde bir ben varmışım sanıyorum. Sabah olsun diye dua ediyorum. Ve ben böyle geceleri çok sık yaşıyorum...Yanlız uyuyor olmak değil tek sorun, şimdi yazarken bile fikirler sürekli uçuyor, hiçbirşeyi toparlayamıyorum. Aklım karmakarışık. Böyle zamanlarda tek istediğim kusmak olur. Birşeyleri uzaklaştırmaya ihtiyacım var, en kolay biyolojik yolu seçiyorum, kusmalıyım. Gözyaşlarım klavyenin harflerinin arasından süzülüyor, yetmiyor, ağlamalar yetmiyor, hıçkırmalıyım. Dünya zahir, herkes zahirinde yaşıyor.....Bana hayat yabancı, yaşamak ağır. En yakınımı arasam alacağım cevaplar bildik. Anlaşılmadığımı düşünmüyorum, böyle bir derdim de yok. Anlamaya çalışmasına gerek de yok, çünkü sebepsizim, hiçbir sebebim yok. Doğuştanım, kimyam bozuk..Aklıma bir şarkı geliyor, tabiki sezen...
"Ben bu dünyaya bir türlü alışamadım.
Bu yüzden insan içine karışamadım.
Bana mı sordunuz adımı koyarken.
Bir küstüm bir daha barışamadım
Uyumlu faniler bana uyumsuz derler
Delirttiniz beni ey ehven-i şerler
Uzlaşırsam namerdim ateşe verseler
Garanti muhabbetlere yılışamadım "
Bu şarkı gelir arada bir. Ama ruh halime uyan bu değil, yanlış geldi bu kez. İsyanım yok çünkü, o isyanlı hallere hasretim ben. Tek şey var o da boşluk, iç organları boşaltılıp duvara asılmış av hayvanları gibi anlamsız bir gözle görüyorum. Keşke isyan etsem, isyan, içinde bulunduğun dünyaya ait olma tepkisidir. İsyan bir yanıyla hayatın bir parçası olmaktır.
Dudaklarımdan dökülen dua "Beni yeryüzüne indir, beni zincirin bir halkası yap yeniden, beni kalabalığa karıştır, sebepsizliğimi unuttur, gaye ver.
16 Ocak 2009 Cuma
Tam da öğrendim sanırken yaralanmamayı, tam da herşey yolunda derken, tam da önem sırası değişti hayatımın derken ve tam da mutluyken.....İşte hep bu zamanlarda ışığa çıkar geçmiş sancılar. Kıvranıyorum yine. Değersiz olmaya alışamıyor insan. Kabullendim, işler böyle yürüyormuş demek ki dese de, o diyen dilden gönüle geçiş yolu kolay olmuyormuş.
Sayfalar dolusu yazasım var.
Ömürlere sığmaz yanlızlığım var.
Sırtımda koyu siyah gölgeler,
Bu laneti kaldırıp atasım var.
Sayfalar dolusu yazasım var.
Ömürlere sığmaz yanlızlığım var.
Sırtımda koyu siyah gölgeler,
Bu laneti kaldırıp atasım var.
10 Ocak 2009 Cumartesi
Tarihi seviyorum
Murat Bardakçı "Tarihin arka odası" diye bir program yapıyor habertürkte. Çok seviyorum, izlemeye doyamıyorum yahu. O programda zaman duruyor sanki. Ağır ağır konuşuyorlar, ağdalı ağdalı anlatıyorlar. Demliyorum çayımı, illaki 2 şeker atıp bal gibi yapıyorum ardından :) koca kıçımı hiç kımıldatmadan pür dikat izliyorum, bab-ı aliden girip İttihat terakki den çıkıyorlar. Allah eksik etmesin böyle programları. Odamı dolduruyorlar, misafirim oluyorlar, şimdilik çaresiz gibi görünen yanlızlığımı rafa kaldırıyorlar.
9 Ocak 2009 Cuma
İltifatın değişik biçimleri
Cebimde 3 milyarım olsa 4'ünü senin için harcarım diyerek iltifat eden sevgilime karşı iltifat: Benim 100 yıl ömrüm olsa 110 yılını senin için yaşarım. Seviyoruz işte.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
2022'ye not
2022'de aldığım en güzel karar "hayatıma giren herkese kapıyı çıplak açmamak" oldu.
-
1 ocak 2010'da uzun zamandır istediğim ama bir türlü yapamadığım birşeyi çok güzel bir fırsat yakalayarak gerçekleştirdim. Ömerli'de...
-
Kafam çok karışık, ne yapmam gerektiğine bir türlü karar veremiyorum. Hayat bir stratejiler dizisi mi? Ya da daha iyi yaşamak için bir yol b...