19 Mayıs 2016 Perşembe

3 Mart 2016 Perşembe

Hep biliyordum şimdi yaşıyorum. Mutluluğun mekan zaman para ve imkanlarla hiç ama hiçbir ilgisi olmadığını. Mutluyum.

3 Şubat 2016 Çarşamba

Geri getiremeyeceklerim kadar gitmesine izin verdiklerim de var. Hangisine daha çok ağlamalı? Belki de zaman, enini boyunu ölçemeyip bir türlü anlayamadığım zaman öğretecek hiçbirine ağlamamayı.

10 Kasım 2015 Salı

En sevdiğin renk ne diye sorulduğunda cevap veremeyip en nefret ettiğin hangisi denildiğinde şıp diye bilebiliyorsan öfkeli şirin lakabını sonuna kadar hak etmişsindir...(Lila)

26 Ekim 2015 Pazartesi


Bugün bir ilke imza attık kızımla. Kimisine göre çok da mühim olmayan ama benim için çok değerli bir "an"dı. Yanıma geldi ve anne seninle biraz sohbet edebilir miyiz? dedi. Özellikle kullandığı cümleleri olduğu gibi yazmaya ve değiştirmemeye çalışıyorum. Belki bir gün açar okur...
Elbette kızım, oturalım konuşalım bakalım dedim. Anne bizim okulda Ela ve Ege var. Benimle arkadaşlık etmiyorlar dedi. Gidip yanlarına ben sizinle oynamak istiyorum diyebilirsin dedim. Ama oraya gidince bu dediklerin aklıma gelmiyor, üzülüyorum dedi. Bir süre sonra yatağa geçtik uyumaya. 5 dakika sonra uyanıp ela ve ege diye iç geçirdi :) Bebeğini pışpışlayıp, ben egeyle oynamak istiyorum dedi bir yandan. Kızımın ilk kalp sızısı mıdır, ilk kıskançlığı mıdır bilmem ama böyle şeylere bir kenara not almakta fayda var diye düşünüyorum. Üstelik bir yandan da şu elanın saçlarını yolasım geldi :) Gözümde 10-15 yıl sonrası da canlanmadı değil. Demek ki böyle benimle sohbet etmeyi, dertlerini anlatmayı, içini bana dökmeyi kendiliğinden arzuladığı bir ilişkimiz olacak. Allah ona küçük küçük dertler versin, hayatı böylelikle tecrübe etsin ama büyük dertlerden uzak tutsun inşallah. Benim güzel gözlü meleğim....

8 Eylül 2015 Salı

Deniz 2 hafta önce okula başladı. İlk hafta oryantasyondu ve 1-2 saat gidip geldi. Şimdi işler biraz oturdu, ben de ona haftanın günlerini öğretmeye çalışıyorum. Pazartesiden Cumaya çalıştığımızı sonra 2 gün tatil yaptığımızı. Ve bu sabah uyandığında ilk sorusu şu oldu: "Anneciğim tatile daha kaç gün var, çok var mı?" İçimden de şöyle geçirdim: Haftanın günlerini saymaya başlamak için 3,5 erken bir yaş değil mi? 

Bu aralar ülkemin gündemi o kadar kırmızı ki, kandan hiçbiryer görünmüyor, hiçbir şey hissedilmiyor...Facebook gönderilerine oturup ağlıyoruz belki ama aslında bu bizi daha duyarsız ve duygusuz yaptı. 

5 Temmuz 2015 Pazar

Köşede dursun, unutulmasın diye.

Sıkıntılı bir hastalık döneminin ardından küçük bir anıyı not etmek isterim:
-Denizcim, hastaymışsın geçen hafta, şimdi nasılsın, iyi misin?
*İyiyim, iyileştim.
-Ne dedi doktor?
*Aburcubur yemeye devam edersem bez olur muşum?
-Ne olurmuşssun?
*Bez bezzzz
- (Obez demek istediğini anladıktan sonra büyük bir kahkaha :)))
Doktorun kendisinden o diye bahsettiğini düşünerek kelimenin "bez" olduğunu çıkarmış, ama o bez olur dedi diyor :)

Canımdan can olmuş çocuğuma...

Anadilde eğitim anadilde bilim ısrarım hala geçerliyken neden İngilizce paylaşım yaptığımı soranlara "tam da bu nedenle" cevabını vereceğim. Bir metin en iyi düşünüldüğü dilde ifade edilir. Burada paylaşacağım metin de ancak İngilizce olarak tam anlamıyla düşüncede karşılığını bulmuş. Ama elbette anlamak adına Türkçe'sini de paylaşacağım.
Yukarıdaki açıklama metnin dili ile ilgiliyken aslolan paylaşım nedenini ıskalamak istemem.
Bu yazıyı her okuduğumda gözlerim dolarak, boğazım düğümlenerek bu gerçeği kabul etmeye, yaşamaya ve uygulamaya çalışmam gerektiğini düşündürüyor. Bir kenarda saklı durmalı dediklerimin en başında. Okuyucusu kısıtlı ama arşiv olma görevini sürdüren bir blog aynı zamanda....


On Children
 Kahlil Gibran
Your children are not your children.
They are the sons and daughters of Life's longing for itself.
They come through you but not from you,
And though they are with you yet they belong not to you.
You may give them your love but not your thoughts,
For they have their own thoughts.
You may house their bodies but not their souls,
For their souls dwell in the house of tomorrow,
which you cannot visit, not even in your dreams.
You may strive to be like them,
but seek not to make them like you.
For life goes not backward nor tarries with yesterday.
You are the bows from which your children
as living arrows are sent forth.
The archer sees the mark upon the path of the infinite,
and He bends you with His might
that His arrows may go swift and far.
Let your bending in the archer's hand be for gladness;
For even as He loves the arrow that flies,
so He loves also the bow that is stable.


Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.
Çünkü ruhlar yarındadır,
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur.
Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.
Halil Cibran

23 Nisan 2015 Perşembe

Hafta kovalayan zaman yılları almıştı artık takibine. Koşmakta bu denli aceleci davranırken belki fark etmeden belki de bile isteye kırıp döküyordu ne varsa yaşanan geride.

10 Mart 2015 Salı

Merak ediyorum; iş gücünü, zekasını, yaratıcılığını, bilgisini başka bir alanda değerlendirerek ömür tükettiğini düşünen yüzde kaçlık çoğunluktayım?

9 Mart 2015 Pazartesi

Arkamdan azıcık iten olsa ya da benle ortak olmaya hem gönülden hem kafadan niyetli, fena halde meslek değiştireceğim...Bunu bir köşeye kaydedeyim de belki bir gün lazım olur.

 Sene olmuş 2026. Ne fırtınalarda yüzdürdüm ben gemilerimi. Güvenli limanlara da çıkmış değilim ha. Mottomuz "seyir güzel" oldu, b...