26 Kasım 2007 Pazartesi

Özledim


Anneannemin Vita yağı tenekesine ekilmiş böyle bembe beyaz alacalı karanfilleri vardı. Misler gibi kokardı açtığında. Balkonu yıkarken hortum tutardım üstüne suya doysun diye, tıpki bizim balkonumuzda açan yediveren güle yaptığım gibi. Yediveren diyorum yalan değil. Bu yediveren cins güller insan hayatında nergisten sonra koklayabileceği en güzel gülleri açar hemde gerçektende yılda tam yedi kez açar. Evden taşınma esnasında hiç acımadan eski evde bırakmış annem, ne vicdan ama, gülün hatrı yoksa hatıralarında mı yoktu dedim, gittim sordum kiracıya, onlar da tenekesi paslı diyeatmış, hala yanıyorum, kokusuna falan hasretliğim bir yana, o bir aile ferdiydi, canlıydı, açar, solar yaprak dökerdi bir yandan tanık olurken balkonda geçen evcilik oyunlarımıza. Nerden geldi bu çiçek mevzuu şimdi. Offf offf, 24 kasım diye karanfil verdiler okulun kokteylinde. Suya muya koydum gelirgelmez ama ne koku ne bişey, sahte sahte bakıp duruyor vazodan bana.....

Yazık ettin sana olan saygıma

Bayandan az kullanılmış ilanı ile menfaatleri karşılığı onurumu, gururumu ve emeklerimi satışa çıkaranların vicdanına ithaf olunur. Anladım da anlamaz olaydım sizi. Nasıl da yoruldum hergün büyümekten ve hergüne hayalkırıklığı ile başlamaktan. Işık ışık umutlarımı, yaşama sevincimi kara kara dünyalarıyla söndürenlere sözüm. Hayatta neyin değerli olduğunu Allahtan siz biçmiyorsunuz, yada en azından benim hazineme pisinizden süremiyorsunuz.

19 Kasım 2007 Pazartesi

No Man's Land

Dün gece Tv8'de bir film izledim....O kadar etkilendimki sonunda duygudan bacaklarım titredi. Belkide beni çok fazla etkiledi, yanlız ve duygusalım bu aralar diye düşünmüştüm. Ama internetten şööle bi araştırdım. altın küre oscar ne varsa toplamış. Bu arada Amelie'nin yarıştığı yıl oscarı buna vermişler. Bitirdi beni, herkese tavsiye ederim....Büttün cumartesi pazar evde takıldım, kek yaptım, pazara çıktım, film izledim, çiçek ektim vs. Bir açıdan çok yalın ve duru bir açıdan çok yanlız bir haftasonuydu. Yanlızlığı da pazar gecesi filmi izledikten sonra hissettim. Paylaşmak istedim, ahhh yaaa nasıl bir film diye, sağa sola baktım, nafile....

12 Kasım 2007 Pazartesi

Üzgüünüüüüüm

Bu kez gerçekten üzgünüüüüm. Çoook üzgünüm. bugün üzgünüm, tam da bugün üzgünüm. Yüzüm sırıtırken üzgünüm

11 Kasım 2007 Pazar

Karıncayım karınca

Cüssesinden 5 kat büyük yükü ağır ağır taşıyan bir karınca gibiyim. Kime kızayım bilmiyorum. Aklım karmakarışık. Hiç bir sorunumla başlarını ağrıtmaya alıştırmadığım aileme mi? Aileden kim kaldıki zaten. Anne baba demek istiyorum yani. Yeni ailesi olanlar bir bir uzaklaşıyor çünkü. Hayatı herzaman yolunda giden insan resmini devam ettirmek, yahu ben düştüm dememek için, düşer düşmez kalkmaya paralanmak..Yoruldum.
Kazanma, sahip olma, öne geçme, galip gelme, savaşta her yolu mübah sayma, rekabet etme üzerine kurduğunuz değerler dünyasında güçsüzüm evet. Çünkü ben eksik olmaktan, ikinin içindeki bir olmaktan, tek başına yarım kalmaktan yanayım, kusurda erdem bulanlardanım....Kusuruma bakmayın!

6 Kasım 2007 Salı

Arkadaş...

Birsürü insan var çevremde, istersem birsürüsü daha olur. Ama uzun yollar sebebiyle yılda 1 bikaç saat görüşebildiğimden değerli değiller.
Nili geldi Almanya'dan. 3 saat falan vakit geçirdik. Bi cümle kurdu bana, o da farkında değildir ama çok etkiledi beni. "Mesela Gonca, senin yanında ne giydiğim, saçımın nasıl olduğu hiç önemli değil. O kadar rahatım ki" Evet gerçekten de öyle. Hayatının en kötü giden dönemlerinde, kendini en başarısız, en elde avuçta bişey yok, en bunca ömrümü boşa geçirdim kısmında hissettiğiniz zamanlar yanında rahat rahat hıçkırabildiğiniz kişidir ARKADAŞ

4 Kasım 2007 Pazar

Feysbuk geldi mertlik bozuldu :)

Off 3 saattir feysbuktayım, sözde bu nadide pazar günü tez çalışmaya okula geldim...Aman ne bu hastalık gibi yaaa, silsemmi naapsam hesabımı

29 Ekim 2007 Pazartesi

Sana olan sevgimin bana verdiği yetkiye dayanarak...

Sahiplenmek kimi zaman gerekli ama çoğu zaman can yakıcıdır. Sevginin verdiği yetkiyi kullanmayalım, saygıdan yemeye başladığımız andır o an. Sonu da gelmez hani. Bi bakmışsın sen yapmışsın adamı. E ne demeye sevmiştim seni, benden bi tane fazlaydı bile bu dünyaya. Nasıl unuttum bana en uzak taraflarına aşık olduğumu, nasıl unuttum en yabancı gelen duyguları tatmin ettiğini, nasıl unuttum seni sen yapan her ayrıntıyı....Çooook üzgünüm çook. Nasıl acıttım, kırdım, değiştirip dönüştürdüm, nasıl? nasıl? kıydım sana ben. İnsanın en faşist yanı tutkularına esir olduğunda çıkar, dikkat etmeli.

Kendime not: Bu yazıyı arada bir çıkarıp oku yüksek sesle, yoksa adam olacağın yok!

22 Ekim 2007 Pazartesi

Abim Evlendi

Abim sonunda evlendi..... 1 haftadır gündemim buydu. Düğün, kına, bilmem bişey, herşey çok uğraştırıcıydı. Onun adına sevinmeliyim ama yapamıyorum elimde değil. Umarım hayırlısı olur. Umarım herşey tahmin ettiğim gibi gelişmez. Onu evlemiş olarak değil, yitirilmiş olarak görüyorum.....Aslında çok üzgünüm. Tek dileğim 15-20 yıl sonra bu düşüncelerimi "yersiz kaygı" diye nitelemek.....

6 Ekim 2007 Cumartesi

4 Ekim 2007 Perşembe

annelerin doğum günü unutulmamalı

Empatik olmak falan filan gibi başlamayacağım. Herhangi bir olay düşünün (bazı filmlerde bu tekniği sıklıkla kullanırlar), bu olaya dahil olan kişiler açısından ayrı ayıı film çeksek, aynı olay diğeri için çok trajik sahneler yaratırken karşı taraf için çok sıradan gelebilir. Örneğin dün annemin doğum günüydü. 3 Ekim olduğunu farkettiğimde saat 20 sularıydı ve öğrencilerin düzenlediği iftar yemeğindeydim. Eve gidip sessiz sakin ararım diye düşünerek erteledim. Tabiiki unuttum. Eh sabah arar, unttum falan filan derim, annemde ziyanı yok kızım zaten bilmemne falan der. Bu benim gördüğüm film. Annemin gördüğü filmi alatayım: 6 çocuklu bir ailenin kızı olarak kalabalık ortamlarda doğum günlerin hiç unutulmadan, atlanmadan nazlı nazlı kutlanmış. 4 Çocuğun olmuş, güle oynaya boy boy çocuklarla uzun yıllar geçirmişsin. Tüm bunların ardından yıllar yıllar sonra artık çocuklarının herbiri ayrı bir kentte, ülkede ömür tüketmeye başlamış. 2 kişi başladığın evliliğe tekrar 2 kişiyle devam etmektesin. Televizyondaki kadın programlarını arkadaş yapmışsın. Veee doğum gününde bir kızından ve iki oğlundan hiç telefon gelmemiş. Diğer kızının açtığı telefonu büyük bir mutlulukla karşılamaya hazırlanırken, arama sebebinin yeni doğan torununun ne kadar huysuzluk yaptığını, diş çıkarıp çıkarmadığını nasıl anlayacağını öğrenmek olduğunu anladığında, gerekli bilgiyi veip boğazında kocaman bir düğümle telefonu kapatmışsın. Onun filmi de böyle.....

 Sene olmuş 2026. Ne fırtınalarda yüzdürdüm ben gemilerimi. Güvenli limanlara da çıkmış değilim ha. Mottomuz "seyir güzel" oldu, b...