5 Temmuz 2015 Pazar

Canımdan can olmuş çocuğuma...

Anadilde eğitim anadilde bilim ısrarım hala geçerliyken neden İngilizce paylaşım yaptığımı soranlara "tam da bu nedenle" cevabını vereceğim. Bir metin en iyi düşünüldüğü dilde ifade edilir. Burada paylaşacağım metin de ancak İngilizce olarak tam anlamıyla düşüncede karşılığını bulmuş. Ama elbette anlamak adına Türkçe'sini de paylaşacağım.
Yukarıdaki açıklama metnin dili ile ilgiliyken aslolan paylaşım nedenini ıskalamak istemem.
Bu yazıyı her okuduğumda gözlerim dolarak, boğazım düğümlenerek bu gerçeği kabul etmeye, yaşamaya ve uygulamaya çalışmam gerektiğini düşündürüyor. Bir kenarda saklı durmalı dediklerimin en başında. Okuyucusu kısıtlı ama arşiv olma görevini sürdüren bir blog aynı zamanda....


On Children
 Kahlil Gibran
Your children are not your children.
They are the sons and daughters of Life's longing for itself.
They come through you but not from you,
And though they are with you yet they belong not to you.
You may give them your love but not your thoughts,
For they have their own thoughts.
You may house their bodies but not their souls,
For their souls dwell in the house of tomorrow,
which you cannot visit, not even in your dreams.
You may strive to be like them,
but seek not to make them like you.
For life goes not backward nor tarries with yesterday.
You are the bows from which your children
as living arrows are sent forth.
The archer sees the mark upon the path of the infinite,
and He bends you with His might
that His arrows may go swift and far.
Let your bending in the archer's hand be for gladness;
For even as He loves the arrow that flies,
so He loves also the bow that is stable.


Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.
Çünkü ruhlar yarındadır,
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur.
Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.
Halil Cibran

23 Nisan 2015 Perşembe

Hafta kovalayan zaman yılları almıştı artık takibine. Koşmakta bu denli aceleci davranırken belki fark etmeden belki de bile isteye kırıp döküyordu ne varsa yaşanan geride.

10 Mart 2015 Salı

Merak ediyorum; iş gücünü, zekasını, yaratıcılığını, bilgisini başka bir alanda değerlendirerek ömür tükettiğini düşünen yüzde kaçlık çoğunluktayım?

9 Mart 2015 Pazartesi

Arkamdan azıcık iten olsa ya da benle ortak olmaya hem gönülden hem kafadan niyetli, fena halde meslek değiştireceğim...Bunu bir köşeye kaydedeyim de belki bir gün lazım olur.

7 Şubat 2015 Cumartesi

Bazı insanların, yalnızca bazı insanların, alkole ihtiyacı vardır. Mesela benim gibilerin. Yani normal hayatında sürekli kaskatı gezen sert karakterli çemberin içinde yaşayan ve çıkamayan...
Eskiden şöyle sanırdım, daha doğrusu şöyle örtük bir düşüncem vardı şimdi fark ettiğim: Eğer herhangi birşey yapacaksam, örneğin aşık olmak ya da dans etmeyi öğrenmek veya herhangi bir hobi edinmek, sonunu getirmeyeceksem yani örnekten gidersem, evlenmeyecek ve sonsuza kadar mutlu olmayacaksam, dans etmekten belirli bir kazanç elde etmeyeceksem, hobimin göreli bir yararı olmayacaksa, tüm bunları yapmaya asla gerek yoktu. Bu uzun ve karmaşık cümlenin özeti olarak: bir işi göreli oalrak bir işe yaramayacaksa yapmaya gerek yoktu. Neyse ki artık bu düşüncem toprak oldu. Bir şeyi canım istiyorsa anında yapıyorum. Geç oldu ama temiiiiiiizzzz.

11 Ocak 2015 Pazar

Öyle çok öyle boş zamanım olsun istiyorum ki bıkıp usanmadan saatlerce solo test oynayayım ya da 1 kilo çekirdeği çitim çitim çitleyerek sokaktan geçenleri izleyeyim. Boş zamanlarımı boş geçirmek istiyorum...

4 Ocak 2015 Pazar

Kafka ve Oyuncak Bebek

Hikayeye göre günün birinde Franz Kafka rutin yürüyüşlerini yaptığı parkta küçük bir kıza rastlamış. Kız ağlıyormuş. Oyuncak bebeğini kaybetmiş ve bu onu oldukça üzmüş.
Kafka bebeği onun yerine aramayı önermiş ve ertesi gün aynı noktada buluşmak üzere sözleşmişler. Bebeği bulamaması üzerine Kafka küçük kıza bebeğin ağzından bir mektup yazmış ve buluştuklarında kendisine okumuş:
“Lütfen benim için kederlenme, dünyayı görmek için uzun bir yolculuğa çıktım. Sana başımdan geçenleri anlatacağım.” Bu birçok mektubun ilkiymiş. Kafka küçük kızla her buluştuğunda sevgili oyuncak bebeğin hayali maceralarını özenle yazdığı mektuplardan ona okurmuş. Küçük kız da bu şekilde avunurmuş.
Derken gün gelmiş, görüşmelerin artık sonu gelmiş. Kafka son görüşmede küçük kıza bir oyuncak bebek getirmiş. Küçük kız, aslından oldukça farklı olan oyuncak bebeğe şaşkınlıkla bakakalmış. Bebeğe iliştirilmiş bir not küçük kızın şaşkınlığını gidermiş: “yolculuğum beni çok değiştirdi…”
Uzun yıllar sonra, artık bir yetişkin olmuş olan küçük kızımız, gözü gibi baktığı bebeğinin, gözünden kaçırdığı bir çatlağının içine sıkıştırılmış bir mektup bulur. Kısaca şöyle yazmaktadır: “Sevdiğin her şeyi er ya da geç kaybedeceksin, ama sonunda sevgi başka bir surette geri dönecek.”
May Benatar, Kafka & the Doll: The Pervasiveness of Loss,
Çeviri: kültür kedisi

Bu hikayeye hıçkırarak ağlamak için regl dönemimde olmama hiç gerek yok...Ölümler, doğumlar, ayrılıklar, kavuşmalar, yeni tanışmalar...İşte bütün bunlar sevdiklerimizin biçim değiştirerek gelip gidişleri. Belki de hiç dönmeyen bir dünyada aynı anı yaşayıp duruyoruz...

29 Aralık 2014 Pazartesi

2014- Kapanış

Bir arkadaşım "Simdi sen iyi, ya da o kadar da iyi olmayan pek cok "an"iyla biraz daha buyuyorsun ve ben bilmem kacinci kere seninle birlikte degilim. Pek cok sinavdan gectim ama en zoru bu olsa gerek. Sen mumlari uflerken yaninda olup, senin icin bir dilek de ben tutmayi isterdim. Annecim buyumeye devam et n'olur; buyudukce guzellesiyorsun... Dogum gunun kutlu olsun, seni cok seviyorum " diye bir not yazmış annesinin doğum günü için facebooka.
Öyle çok öyle uzun ağladım ki...
Elbette kendimi hikayedeki annenin yerine koydum. Günün birinde kızımdan böyle bir mesaj alırsam diye düşündüm...Tahammül edemedim bu düşünceye, nefesim daraldı, boğuluyorum sandım, ayrılık fikri, böyle sadece fikri, bu kadar öldürücü gelir mi? Geliyor...Uzaklarda yaşarsa diyorum, belki de mecburen...Hemen geri alıyorum cümlemi. Neden mecburen olsun ki, olamaz, asla ayrı olamaz. Gün olur da bu yazılar birgün okunursa, kızım okursa yani: ben seni asla bırakmam güzel kızım, sensiz asla olmaz, yaşamak da yaşlanmak da istemem sensiz....

19 Aralık 2014 Cuma

2015'e götüm götüm yaklaşırken...

Aralığın dibine geldik yine. Beni aralık aylarında içsel bir telaş alır, doğum günüm yaklaştığından herhalde. Adım gibi bilmeme rağmen yaşımı yeniden parmak hesabıyla sayarım, beğenmem, yanlış oldu deyip yine sayarım. Bildiğimden farklı sonuç çıkmaz tabi. Üfff amma da yaşlanmışım, bundan sonra...., yeni yılda .... diye başlayan bir ton cümle kurar, kararlar alırım. Rutin değişmedi tabi ama bu kez hesapladığım yaş 40'lara pek yakın olduğundan üstüne bir de korku saldı bedenimi. Hazır sağlıklıyken, çok geç olmadan yapmam gerekenler listesi yaptım. Bu aralar bizim kızlarla aramızdaki espri yeni yılda yeni degree gibi bişey, inanasım geldi. Hatta konuyla ilgili bir de klasör açtım. Tabi bu konuya odaklanınca , o "geç olmadan yapmam gerekenler" listesi yine rafa kalktı şimdilik. Örneğin 1855 amper şiddeti ile isteyerek aldığım yan flütümü henüz çalmaya başlayamadım. Bir çok video izledim, girişimlerde bulundum ama yalnızca ses çıkartma aşamasında kaldım. Bahane ararsan çok. Flüt gerçekten yüksek sesli bir enstrüman ve akşam komşuları rahatsız etmeye çekiniyorum, ne zaman çıkarsam Deniz'de çalmak istiyor, dur yapma derken vesaire, geri kaldırıyorum zarar gelmesin diye. Çünkü aletin kendisi pek hassas, çarpma, düşme gibi etkilerden ses tonu bozulur diye kıyamıyorum. Ama evin çok yakınında bir müzik kursu buldum. Haftada 2-3 giderim diye umuyorum (yeni yılda tabi :)

13 Kasım 2014 Perşembe

Ben bir yerde hata yaptıysam ya da hala yapıyorsam, o da herkes gibi olmaya çalışmaktır. Mesela hayatımda gerçekten neyi istediğimi asla bilmedim. Onlar gibi olmak istedim o kadar. Özgün, bağımsız bir hayalim olmadı, hayal bile kuramadım. Bana hayalin nedir diye sorsalar cevap bile veremem. Ben hayal kurmam, hesap yaparım, uçmam, küçük adımlar atarım, olmam gereken yöne doğru, olmam gerektiğini hissettirdikleri tarafa doğru...Hep olması gerekenler vardı, olması gerektiği gibi yapmaya çalıştım. Mesela şu aralar çeşitli zulüm metodları kullanarak yaptığım da bu. Hayata benle beraber başlayanlar, benzer yollardan gidenler nerede diye tespit edip daha ne kadar yol almam gerektiğini veya ne kadar geciktiğimi kestirmeye çalışmak. Bi sıyrılsam artık fena olmayacak... Beni gerçekten neyin mutlu ettiğini bulup sadece kendim olmaya başlasam.

Kendime not: Bu yukardaki farkındalık da bir başlangıçtır ayrıca, yeme artık kendini.

 Sene olmuş 2026. Ne fırtınalarda yüzdürdüm ben gemilerimi. Güvenli limanlara da çıkmış değilim ha. Mottomuz "seyir güzel" oldu, b...