Bir arkadaşım "Simdi sen iyi, ya da o kadar da iyi olmayan pek cok "an"iyla biraz daha buyuyorsun ve ben bilmem kacinci kere seninle birlikte degilim. Pek cok sinavdan gectim ama en zoru bu olsa gerek. Sen mumlari uflerken yaninda olup, senin icin bir dilek de ben tutmayi isterdim. Annecim buyumeye devam et n'olur; buyudukce guzellesiyorsun... Dogum gunun kutlu olsun, seni cok seviyorum " diye bir not yazmış annesinin doğum günü için facebooka.
Öyle çok öyle uzun ağladım ki...
Elbette kendimi hikayedeki annenin yerine koydum. Günün birinde kızımdan böyle bir mesaj alırsam diye düşündüm...Tahammül edemedim bu düşünceye, nefesim daraldı, boğuluyorum sandım, ayrılık fikri, böyle sadece fikri, bu kadar öldürücü gelir mi? Geliyor...Uzaklarda yaşarsa diyorum, belki de mecburen...Hemen geri alıyorum cümlemi. Neden mecburen olsun ki, olamaz, asla ayrı olamaz. Gün olur da bu yazılar birgün okunursa, kızım okursa yani: ben seni asla bırakmam güzel kızım, sensiz asla olmaz, yaşamak da yaşlanmak da istemem sensiz....
29 Aralık 2014 Pazartesi
19 Aralık 2014 Cuma
2015'e götüm götüm yaklaşırken...
Aralığın dibine geldik yine. Beni aralık aylarında içsel bir telaş alır, doğum günüm yaklaştığından herhalde. Adım gibi bilmeme rağmen yaşımı yeniden parmak hesabıyla sayarım, beğenmem, yanlış oldu deyip yine sayarım. Bildiğimden farklı sonuç çıkmaz tabi. Üfff amma da yaşlanmışım, bundan sonra...., yeni yılda .... diye başlayan bir ton cümle kurar, kararlar alırım. Rutin değişmedi tabi ama bu kez hesapladığım yaş 40'lara pek yakın olduğundan üstüne bir de korku saldı bedenimi. Hazır sağlıklıyken, çok geç olmadan yapmam gerekenler listesi yaptım. Bu aralar bizim kızlarla aramızdaki espri yeni yılda yeni degree gibi bişey, inanasım geldi. Hatta konuyla ilgili bir de klasör açtım. Tabi bu konuya odaklanınca , o "geç olmadan yapmam gerekenler" listesi yine rafa kalktı şimdilik. Örneğin 1855 amper şiddeti ile isteyerek aldığım yan flütümü henüz çalmaya başlayamadım. Bir çok video izledim, girişimlerde bulundum ama yalnızca ses çıkartma aşamasında kaldım. Bahane ararsan çok. Flüt gerçekten yüksek sesli bir enstrüman ve akşam komşuları rahatsız etmeye çekiniyorum, ne zaman çıkarsam Deniz'de çalmak istiyor, dur yapma derken vesaire, geri kaldırıyorum zarar gelmesin diye. Çünkü aletin kendisi pek hassas, çarpma, düşme gibi etkilerden ses tonu bozulur diye kıyamıyorum. Ama evin çok yakınında bir müzik kursu buldum. Haftada 2-3 giderim diye umuyorum (yeni yılda tabi :)
13 Kasım 2014 Perşembe
Ben bir yerde hata yaptıysam ya da hala yapıyorsam, o da herkes gibi olmaya çalışmaktır. Mesela hayatımda gerçekten neyi istediğimi asla bilmedim. Onlar gibi olmak istedim o kadar. Özgün, bağımsız bir hayalim olmadı, hayal bile kuramadım. Bana hayalin nedir diye sorsalar cevap bile veremem. Ben hayal kurmam, hesap yaparım, uçmam, küçük adımlar atarım, olmam gereken yöne doğru, olmam gerektiğini hissettirdikleri tarafa doğru...Hep olması gerekenler vardı, olması gerektiği gibi yapmaya çalıştım. Mesela şu aralar çeşitli zulüm metodları kullanarak yaptığım da bu. Hayata benle beraber başlayanlar, benzer yollardan gidenler nerede diye tespit edip daha ne kadar yol almam gerektiğini veya ne kadar geciktiğimi kestirmeye çalışmak. Bi sıyrılsam artık fena olmayacak... Beni gerçekten neyin mutlu ettiğini bulup sadece kendim olmaya başlasam.
Kendime not: Bu yukardaki farkındalık da bir başlangıçtır ayrıca, yeme artık kendini.
Kendime not: Bu yukardaki farkındalık da bir başlangıçtır ayrıca, yeme artık kendini.
21 Eylül 2014 Pazar
Dev
İstersem herşeyin en iyisini yapabilirim. İçimdeki güce öylesine inanıyorum ve güveniyorum. Sorunum olmayan tek konu özgüven oldu hep. Ama istemiyorum, işte sorun hep buradaydı. Dramatik biçimde isteksizim, herşeye ve herkese karşı. Her sabah maskemi takıp devam ediyorum, gece gözlerim kapanana dek çıkarmıyorum. Kimi zamansa içimdeki ses uyuyan koca bir dev olduğumu söylüyor, uyanmaktan korkan.
16 Eylül 2014 Salı
Özel istek üzerine bir yazı :)
Ne kadar rahat sevecen bir anne olduğunu, dünya tatlısı kızını yaz, özendir şu arkadaşlarını demiş selocanım. Gönül öyle olsun ister ama kazın ayağı öyle değil be kuzum. Aslında ben özellikle senin için başka türlü bir yazı planlıyordum da, özendirmek şöyle dursun, "kısırlaştırın beni aman diyim" diye düşüneceğin türden :) Ama eminim ki benim ballandıra ballandıra hayatın böyle kararacak, şöyle gebereceksin, doğduğuna pişman doğurduğuna bin pişman olacaksın diye başımdan geçen bebeli hatıralarımı anlatsam, aman canım ne var bunda diyecek güzel taraflarını vurgulayacaksın. O yüzden buna hiç girişmeyeceğim. Ama tek bir şey biliyorum, biraz daha gecikirsen bu iş için, hani blogunda şöyle gezdik böyle yaptık diye anlatmalarından çıkardığım iki kişilik steril yaşantınızın ortasına düşecek bu 3-5 kiloluk her yönüyle mucizevi yaratık ağzınıza edecek. İşte ben o günü bekliyorum, yazmıyorum, bizzat emdiğin sütlerin bedelini ödeme vakti geldiğinde kendi gözümle şahit olmak istiyorum :))) Ama şimdi sizin bol ana-babalı ailenizde (Allah eksikliklerini göstermesin) bebeniz elinize bile düşmez, şöyle kulaklarınızın pası silinene kadar 15-20 saat ağlama dinletmezler size. 5'er saat dönüşümlü vardiya yaparsınız. Şaka bir yana heyecanla böyle bir haber beklemekteyim.
Gelelim bizim ufaklığa, senin vesilenle kendisinden şu blogda azıcık da olsa bahsedeyim isterim. Aslını sorarsan öyle mükemmel ve tekrarı imkansız zamanlar yaşattığını ne kadar anlatsam, ağdalı ağdalı betimlesem boş. Hergün ayrı şirinlik... Artık eskisi gibi kızamıyorum da, konuşmazken kendini ifade edemediği için hem o sinirli oluyordu hem ben tahammülsüz. Örneğin "ne istiyorsun ne?" şeklindeki çığlıklarım konuşmaya başladıktan sonra yerini daha sakin açıklamalara bıraktı. Hatta öyle çok konuşmaya başladı ki dün ilk kez şöyle bir cümle kurdu: "Anne ben konuşurken lütfen yüzüme bakar mısın?"
Sözün özü biz büyüdük...
Gelelim bizim ufaklığa, senin vesilenle kendisinden şu blogda azıcık da olsa bahsedeyim isterim. Aslını sorarsan öyle mükemmel ve tekrarı imkansız zamanlar yaşattığını ne kadar anlatsam, ağdalı ağdalı betimlesem boş. Hergün ayrı şirinlik... Artık eskisi gibi kızamıyorum da, konuşmazken kendini ifade edemediği için hem o sinirli oluyordu hem ben tahammülsüz. Örneğin "ne istiyorsun ne?" şeklindeki çığlıklarım konuşmaya başladıktan sonra yerini daha sakin açıklamalara bıraktı. Hatta öyle çok konuşmaya başladı ki dün ilk kez şöyle bir cümle kurdu: "Anne ben konuşurken lütfen yüzüme bakar mısın?"
Sözün özü biz büyüdük...
22 Ağustos 2014 Cuma
Hamileyken "Taslak" kalmış bir yazı çıktı günyüzüne, yayınlamasam olmazdı.
Yazıcam, yazamıyorum. Korkuyorum. İçimde büyüyen bir canlı var. Yeniden gelseydim dünyaya, değiştirmek istediğim tek birşey olurdu. Daha zengin, daha bilgili olmak, daha güzel bir yerde yaşamak, daha, daha...hiçbiri değil. Tek birşey. Herşey şu andaki gibiyken "daha" mutlu olabilmeyi öğrenmek. Biliyorum ki mutluluğun "daha"larla hiçbir ilgisi yok. Bu bir bakış açısı. Mutlu bakabilmek isterdim. İçimde büyüyen bir canlının içimde ölmüş olup olmadığı kaygısıyla baş etmek yerine muhteşem bir sürece tanıklık ettiğimi hatta eşlik ettiğimi farketmek isterdim. Polyanna olamasam da kınalı yapıncak olmamayı dilerdim :)
15 Eylül 2013 Pazar
Vallahi asabım bozuk. Yazacak yer arıyorum. Söyleyecek adam arıyorum. Anlayacak insan arıyorum. Ulan ağlamaktan yoruldum. Ben bu dünyanın derdini çözemeden ölmesem keşke. 1 arpa boyu değişemiyorum ya ona bozuğum işte. Kısacası düzeni bozuk dünyaya ayak uyduramayıp yaşamaya sarılamadığıma bozuluyorum.
Savaşları mı deyim, şiddeti mi deyim, masum bebeleri mi deyim,
hangisine yanayım, ben nasıl yaşıyayım.
Bak yazarken yine aklıma geldi, 7 yaşında evlendirildiği gece kanamadan ölen yavruya da yanmayayım mı? Yana yana kül oldum ulan.
Es kaza okuyan olur da "bi kere de güzel bişey yaz şuraya" demesin diye diyorum: Evet, Adrasan tatili güzeldi.
Savaşları mı deyim, şiddeti mi deyim, masum bebeleri mi deyim,
hangisine yanayım, ben nasıl yaşıyayım.
Bak yazarken yine aklıma geldi, 7 yaşında evlendirildiği gece kanamadan ölen yavruya da yanmayayım mı? Yana yana kül oldum ulan.
Es kaza okuyan olur da "bi kere de güzel bişey yaz şuraya" demesin diye diyorum: Evet, Adrasan tatili güzeldi.
20 Ağustos 2013 Salı
Bir hitapla başlayayım istedim sana, inan hepsi eksik hepsi ucuz kaldı. Sağlıkla büyümeni ve ananla babanın buna şahit olmasını diliyor kalbim. Ama ben o minik ellerini öyle çok özleyeceğim ki şimdiden üzüntü basıyor içimi. Bir yandan da kol kola gireriz diye seviniyorum. Karmaşıktım zaten, karmakarışık ettin beni iyi mi?
24 Mayıs 2013 Cuma
12 Ocak 2013 Cumartesi
İsmiyle müsemma olur insan, isim koyarken dikkat etmek lazım derler o yüzden. Mutlaka bir benzerlik taşırmış insan ismiyle. Ben de hep bulmaya çalışırdım o benzerliği. Gonca...
Aklımdan geçenler, güzel koku, gul yaprağı gibi yumuşak, dikenlerinden ötürü sert huylu, sözü lafı batan, tomurcuk olduğu icin hep genç kalan ve daha bir sürü. Acaba hangisiyle musemmayim diye dusunurken... Megerse bunların hiçbiri degilmis de Kapalı gül gibi icine dönenmiş. Kapattım artık. İcime dondüm....
Aklımdan geçenler, güzel koku, gul yaprağı gibi yumuşak, dikenlerinden ötürü sert huylu, sözü lafı batan, tomurcuk olduğu icin hep genç kalan ve daha bir sürü. Acaba hangisiyle musemmayim diye dusunurken... Megerse bunların hiçbiri degilmis de Kapalı gül gibi icine dönenmiş. Kapattım artık. İcime dondüm....
27 Eylül 2012 Perşembe
Herşeye rağmen en güzel yıllarımın lise son ve sonraki üniversiteye hazırlık yılları olduğunu söyleyebilirim. Nazım'ın dediği gibi en güzel günlerimiz henüz yaşamadıklarımız değil, biliyorum bunu. Gözümde en az Nazım kadar kıymetli bir şair olan Sezen'in dediği gibi "Bir daha bu yolları aynı hevesle yürür müyüm?" Bu yüzden en güzel yılları yaşadım ve bitti. Yürüyemem... kimse yürüyemez bence. Öğrendik hayatı, hiçbir sürprizi yok, alışılmadık hiç bir an'ı kalmadı, neredeyse herşey beklendiği gibi. Bu sırf ben sıradan bir hayat yaşıyorum diye böyle değil. Bir insan kaç kez ilk defa aşık olabilir. Kaç kez üniversiteye gittiğinde bambaşka bir hayata kavuşacağını sanır. Bitti, game over aslında, bundan sonrası bundan sonrası hani içersin içersin de muhabbetin en güzel yerini geçtiğini, sonrasının sızıp kalma ve mide bulantısı ile uyanma olduğunu bilirsin, işte öyle bişey sonrası........derken ve bunalmışken ve yorulmuşken ve umutsuzken ve .....piçin biri girdi hayatıma (küfürü sevüyorum elimde değil, sevgi sözcüğü gibi geliyor :) Daha önce yaşanmayanlar var demeye, birlikte ne sürprizler yapacak hayat bize demeye, elleri ellerimde büyüyecekken aslında, o benim elimi büyütüp hayata bağlamaya, yoktan varolmanın mucizesini göstermeye, bitti sandığım şarkıya en güzel nakaratı eklemeye........
Mutluyum anasını satayım. en büyük dertler kapımı çalsa derdi tasayı bir yana koyup yüzüme gülen meleğe bağlandım, hayata tekrar bağlandım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Sene olmuş 2026. Ne fırtınalarda yüzdürdüm ben gemilerimi. Güvenli limanlara da çıkmış değilim ha. Mottomuz "seyir güzel" oldu, b...



