6 Kasım 2007 Salı

Arkadaş...

Birsürü insan var çevremde, istersem birsürüsü daha olur. Ama uzun yollar sebebiyle yılda 1 bikaç saat görüşebildiğimden değerli değiller.
Nili geldi Almanya'dan. 3 saat falan vakit geçirdik. Bi cümle kurdu bana, o da farkında değildir ama çok etkiledi beni. "Mesela Gonca, senin yanında ne giydiğim, saçımın nasıl olduğu hiç önemli değil. O kadar rahatım ki" Evet gerçekten de öyle. Hayatının en kötü giden dönemlerinde, kendini en başarısız, en elde avuçta bişey yok, en bunca ömrümü boşa geçirdim kısmında hissettiğiniz zamanlar yanında rahat rahat hıçkırabildiğiniz kişidir ARKADAŞ

4 Kasım 2007 Pazar

Feysbuk geldi mertlik bozuldu :)

Off 3 saattir feysbuktayım, sözde bu nadide pazar günü tez çalışmaya okula geldim...Aman ne bu hastalık gibi yaaa, silsemmi naapsam hesabımı

29 Ekim 2007 Pazartesi

Sana olan sevgimin bana verdiği yetkiye dayanarak...

Sahiplenmek kimi zaman gerekli ama çoğu zaman can yakıcıdır. Sevginin verdiği yetkiyi kullanmayalım, saygıdan yemeye başladığımız andır o an. Sonu da gelmez hani. Bi bakmışsın sen yapmışsın adamı. E ne demeye sevmiştim seni, benden bi tane fazlaydı bile bu dünyaya. Nasıl unuttum bana en uzak taraflarına aşık olduğumu, nasıl unuttum en yabancı gelen duyguları tatmin ettiğini, nasıl unuttum seni sen yapan her ayrıntıyı....Çooook üzgünüm çook. Nasıl acıttım, kırdım, değiştirip dönüştürdüm, nasıl? nasıl? kıydım sana ben. İnsanın en faşist yanı tutkularına esir olduğunda çıkar, dikkat etmeli.

Kendime not: Bu yazıyı arada bir çıkarıp oku yüksek sesle, yoksa adam olacağın yok!

22 Ekim 2007 Pazartesi

Abim Evlendi

Abim sonunda evlendi..... 1 haftadır gündemim buydu. Düğün, kına, bilmem bişey, herşey çok uğraştırıcıydı. Onun adına sevinmeliyim ama yapamıyorum elimde değil. Umarım hayırlısı olur. Umarım herşey tahmin ettiğim gibi gelişmez. Onu evlemiş olarak değil, yitirilmiş olarak görüyorum.....Aslında çok üzgünüm. Tek dileğim 15-20 yıl sonra bu düşüncelerimi "yersiz kaygı" diye nitelemek.....

6 Ekim 2007 Cumartesi

4 Ekim 2007 Perşembe

annelerin doğum günü unutulmamalı

Empatik olmak falan filan gibi başlamayacağım. Herhangi bir olay düşünün (bazı filmlerde bu tekniği sıklıkla kullanırlar), bu olaya dahil olan kişiler açısından ayrı ayıı film çeksek, aynı olay diğeri için çok trajik sahneler yaratırken karşı taraf için çok sıradan gelebilir. Örneğin dün annemin doğum günüydü. 3 Ekim olduğunu farkettiğimde saat 20 sularıydı ve öğrencilerin düzenlediği iftar yemeğindeydim. Eve gidip sessiz sakin ararım diye düşünerek erteledim. Tabiiki unuttum. Eh sabah arar, unttum falan filan derim, annemde ziyanı yok kızım zaten bilmemne falan der. Bu benim gördüğüm film. Annemin gördüğü filmi alatayım: 6 çocuklu bir ailenin kızı olarak kalabalık ortamlarda doğum günlerin hiç unutulmadan, atlanmadan nazlı nazlı kutlanmış. 4 Çocuğun olmuş, güle oynaya boy boy çocuklarla uzun yıllar geçirmişsin. Tüm bunların ardından yıllar yıllar sonra artık çocuklarının herbiri ayrı bir kentte, ülkede ömür tüketmeye başlamış. 2 kişi başladığın evliliğe tekrar 2 kişiyle devam etmektesin. Televizyondaki kadın programlarını arkadaş yapmışsın. Veee doğum gününde bir kızından ve iki oğlundan hiç telefon gelmemiş. Diğer kızının açtığı telefonu büyük bir mutlulukla karşılamaya hazırlanırken, arama sebebinin yeni doğan torununun ne kadar huysuzluk yaptığını, diş çıkarıp çıkarmadığını nasıl anlayacağını öğrenmek olduğunu anladığında, gerekli bilgiyi veip boğazında kocaman bir düğümle telefonu kapatmışsın. Onun filmi de böyle.....

1 Ekim 2007 Pazartesi

bu aralar sevgilimlen aramız çok iyi, neredeyse hiç kavga etmiyoruz, hatta aşağıdaki gibi dörtlüklerle doluyor telefonumun mesaj hanesi..Yani fırtına yakındır, dur bakalım

Bembeyaz bir incisin
Kalbimde birincisin
Kara kışın ortasında
İlkbahar sevincisin

30 Eylül 2007 Pazar

Nasıl oldu da büyüdüm, ne ara, kim gördü...Ben görmedim, o kesin. Kim gördü benim çocukluğumu, gördü de hiç demedimi, bak geçiyor, gidiyor, aldırmıyorsun, koşma, nereye koşuyorsun, bekle..Geri dönüş yok, geçtiğin bu yerleri bu kadar yeşil, bu kadar mavi göremezsin birdaha demedi kimse bana. Ben diyeceğim çocuğuma ama, biliyorum bana benzeyecek, aldırmayacak....

25 Eylül 2007 Salı

Hoş bi şiir

Bir fincanın dibinde, yarım kalmış aşkımsın
Acı bir kahve gibi, uykumu kaçırmışsın
Gündüzüm gece oldu tüm düşlerim seninle
Sensizlikle son bulur her bir kabusum yine
Oysa kabus yalan, düş kısa ve hayat uzun sevgilim
Sende beni seversen yarım kalmaz hiç bi film
yiğit güralp
Karnım ağrıyor, basitlik bozuldu, karmakarışığım yine...Bu yavaşçekim filmde yaşamak istemiyorum. Herşey için ya geç ya erken. Herşey için ya genç ya yaşlıyım. Küçükken öyle bir dönem olur ki çocuk kıyafetleri dar, büyük kıyafetleri bol gelir. İşte öyle birşey...

24 Eylül 2007 Pazartesi

Ayrılık "ölüm" diyor tüm şarkılar
Nasıl da yalan, ayrılıktan ölen mi var?

 Sene olmuş 2026. Ne fırtınalarda yüzdürdüm ben gemilerimi. Güvenli limanlara da çıkmış değilim ha. Mottomuz "seyir güzel" oldu, b...